KELİMELERİN GÜCÜ PDF Yazdır E-posta
Cuma, 06 Mart 2009 17:04

        Öğretmenin kullandığı dilin öğrencilerin öğrenmeleri üzerinde müthiş bir etkiye sahip olduğunu hepimiz biliriz. Bu dil, hani o bildik beş-yedi santim uzunluğundaki et parçası değil, boğazımızdan dışarıya çıkan nefesi şekillendirip anlamlı seslere dönüştüren o et parçasının, bir iletişim aracı şekline dönüşüp, insanı “konuşa konuşa anlaşan” varlıklar haline getiren fonksiyonudur söz konusu olan. Söz ola kese savaşı…

        Bu dili en pozitif ve en etkili bir şekilde kullanması gerekenler ise kimler biliyor musunuz?

        Biz öğretmenler… Çocukluğunuzu bir hatırlayın. Öğretmenlerinizin ses tonlamalarını, kullandıkları dili bir hatırlayın. Hangi kelimeleri kullanıyorlardı?

        Ses tonlamaları nasıldı? Size ya da arkadaşlarınıza hangi kelimelerle hitap ediyorlardı?

        Ve siz o öğretmenlerinizden hangi tür elektrik alıyordunuz?

        Negatif mi pozitif mi? 

        Güven verici mi, müşevvik mi?

        Yoksa içe kapatıcı, güvensiz ve kızgın bir  elektrik mi hissediyordunuz? “Ben” örneğin, “imanım paso” lakaplı Yaşar öğretmenin erkek öğrencilerin ayakuçlarına basıp o korkutucu kalın ve gür sesiyle “imanım paso” diyerek onları tokatlayışını hiç mi hiç unutamıyorum. Sizin de unutamadığınız “sivri dilli” öğretmenleriniz olmuştur. Gerçekten de biz öğretmenlerin öğrencilerimize yönelik olarak kullandığımız kelimeler onlardaki potansiyeli yükseltebileceği gibi, alçaltabilir de… Onları cesaretlendirebilir de içe kapatabilir de… Yüreklendirebilir de hayal kırıklığına uğratabilir de…

        Kelimeler gücünü nereden alır?

        Araştırmalar kelimelerin gücünü düşüncelerden, duygulardan ve deneyimlerden aldığını göstermektedir. Kullandığımız kelimeler öğrencileri biçimlendiren en önemli etkenlerdir. Olumsuz cümleler ve kelimeler öğrencinin geleceği berbat edebilir.

        Peki, biz öğretmenler pozitif ve saygılı bir toplum oluşturmak için öğrencileri hangi kelimelerle desteklemeliyiz ki onlar akademik olarak da sosyal olarak da başarılı olsunlar?

        İşte size 5 ipucu:

1-) Öğrenciye doğrudan konuşun! Öğrenciye seslendiğiz zaman kibar, açık sözlü konuşun ki size güvensin ve inansın. Zaten öğrenciden güven duyan bir saygı değil mi beklediğiniz? O halde öğrencilerinize bardağın dolu yanını ifade eden cümleler kullanarak seslenin: “Mehmet, senin dersi dikkatle dinlemen hoşuma gidiyor” “Şartların uygun olmadığı halde derse çalışarak geliyor olmandan memnunum!” “Arkadaşlar, Mehmet arkadaşınızı bu sınavda bir adım daha ilerlediği için siz de alkışlayın!” Bununla birlikte, bir öğrenciyi diğer bir öğrenci ile karşılaştıran  cümleler asla kurmayın! Bu tıpkı birbabanın çocuğunu komşu çocukla karşılaştıran cümle kurması gibiolur. Bu tür cümleler öğrencide iç yıkıma neden olabilir. Ayrıca diğer öğrencilerde de hayal kırıklığı meydana getirir. İnce alay cümle ve kelime grupları da öğrencide olumsuz duygulara neden olabilir. Bazen komik olsun diye takıldığımız öğrenci ruh dünyasında olumsuz farklı algılar geliştirebilir. İlkokul sıralarındayken, üzerinde yemek lekesi olan sınıfımızdaki öğrenciye öğretmen şöyle takılmıştı: “Bir bakalım, bugün öğle yemeğinde ne varmış?” Sınıfta herkes gülmüş, ama öğrenci öğretmenimize bir düşman gibi göz atmıştı. Oysa öğretmenimiz teneffüste o arkadaşımıza doğrudan “annene söyle, seni daha temiz bir önlükleokula gönderebilir.”diyebilirdi.

 

 2-) Kelimeler ve ses tonunuz öğrencilerin yeteneklerini harekete geçirmeli “Herkes hazır olduğunda bir tohumun bitkiye nasıl dönüştüğünü göstereceğim.”, “İyi bir hikâye yazabilmeniz için tahtaya astığım tabloya bakabilirsiniz.”, “Bana koridorda hangi kurallara uyacağını göster!” Bunlara benzer cümleleri tok, güven verici ve saygılı bir biçimde ifade ederseniz, aynı karşılığı alırsınız. Dikkat ederseniz bu tür cümle ve kelime dizilişleri öğrencilerin yeteneklerine hitap etmektedir. “Görüyorum ki problemi çözmek için farklı düşüncelerin var; ama en önemlisi çözmek için ısrarlı olmalısın” gibi bir cümle öğrencilerin neden kendilerine daha güvenli olmaları gerektiğini anlatır.

3-) Kelime ve cümleleriniz somut davranışa odaklamalı, soyuta değil “Daima saygılı olun!” gibi genel bir görgü kuralı hedefsiz olduğundan ortada kalmaya ve hiçbir öğrenci tarafından sahiplenilmemeye mahkûmdur. Oysa bu cümle yerine şu cümle daha hedef odaklı olmaz mı? “Birileri bir müzakerede konuşuyorsa, geri kalanımız onu dikkatlice dinleyecek ve konuşan sözünü bitirdikten sonra ellerimizi o zaman bir yorum eklemek için kaldırmalıyız.” Nasıl? Daha amaçlı ve somut oldu değil mi?

4-) Cümlelerinizi kısa tutun! Öğrencilere kısa konuşun, onlar uzunca anlarlar. Uzun cümleler öğrencinin söylediğiniz cümlelerin anlamını zihinlerinde çevirmelerine köstek olur. Bunun yerine kısa cümleler kurarak zihinlerini yormayın.

5-) Ne zaman susmanız gerektiğini de bilin! Öğretmenlik boşboğazlık değildir. Her aklına geleni konuşmak hiç değildir.

 

 

         Öğretmen konuşacağı zamanı bildiği gibi, susacağı zamanı da bilmelidir. Yerinde, zamanında ve dozunda yapılan bir konuşma her zaman etkileyicidir. Beceri dolu bir suskunluk, bir kelimeyi beceriyle kullanmak kadar etkilidir. Suskun kalmak, özellikle konuşma aralarında, öğrencilerin  düşünme becerilerini geliştirir. Özellikle sınıfa sorduğunuz bir soru sonrası aynı soruyu siz cevaplandırıyorsanız kısa bir suskunluk aşaması dikkatleri sizin üzerinizde yoğunlaştırır. Araştırmacılar öğretmenlere bu tür yerlerde 3-5 saniye arasındaki bir suskunluğu tavsiye etmektedirler. Sonuç: Okuyun, okuyun, yine okuyun! Öğretmenler olarak, ne laf cambazlığına ihtiyacımız var ve ne de gözleriyle anlatan imalı öğretmen olmaya… Her şeyden önce kelime hazinemiz güçlü olmalı. Kelimelerle oynamasını bilmeliyiz. Kelime illüzyonisti olmaya ne dersiniz? Emin olunuz ki çok başarılı bir öğretmen portresi olursunuz. Peki, tüm bunlar gökten zembille mi inecek? Hayır. Peki ya nasıl kazanacağız bu kelime hazinesini? Bol bol okuyarak…

Cuma, 06 Mart 2009 17:13 tarihinde güncellendi
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

     
    
Anasayfa Eğitim İletişim KELİMELERİN GÜCÜ