EĞİTİM ADALETİN TEMELİDİR IV- Öğretmen odasında adalet söyleşileri PDF Yazdır E-posta
Cuma, 06 Mart 2009 15:28

IV- Öğretmen odasında adalet söyleşileri

       “Bazen umutsuzluğa kapılıyorum Erdem Bey” diyerek elindeki gazeteyi masaya bırakıp gözlüğünü çıkaran Rüştü Bey devamla, “Gazetelerde okuduklarımıza, TV’de izlediklerimize bakıp da diyorum ki, acaba boşa mı kürek çekiyoruz?” dedi. “Olur mu Rüştü Bey!” diyerek karşıladı Erdem Öğretmen: “Biz lisede öğretmeniz ve bu yaş aralığında bu okulda okuyan her öğrencinin gerekli bilgi donanımına sahip olması ve ÖSS’de başarıp bir üniversiteye, daha doğrusu bir mesleğe sahip olması için buradayız!”

“İşte Milli Eğitim sisteminin de, biz öğretmenlerin de gözden kaçırdığı şey bu. Biz neden burada olmalıyız biliyor musunuz Erdem öğretmenim” diyerek kısa bir soluk aldı ve devamla, “Her bir öğrencinin yarın yaşama atıldığında potansiyel bir suçlu olmasını engellemek için burada olmalıyız” diyerek tamamladı. “Ne yaşamı Rüştü Bey!” diyerek yan koltuktan söze girdi Sevim Hanım ve devam etti: “Daha biz burada iken ve onlar da bu sıralardayken, her türlü suçu işleme eğilimi içinde olan bu öğrencilerin, yarın yetişkin olduklarında nasıl olacaklarını tahayyül edemiyorum!” “Haklısınız” diyerek destek çıktı Rüştü Bey ve devamla, “ Geçen sene değişik okullarda meydana gelen olayları hatırlayın. Gencecik çocuklar birbirlerini ve öğretmenlerini bıçaklayıp okulları kan gölüne döndürmediler mi? Korkarım ki cemiyetin bünyesi bunu kaldıramaz!” dedi. “O zaman” diyerek araya girdi Erdem Bey: “ Biz eğitimi, öğretimi bırakalım, okulları bir “ıslahevi” ya da “klinik” gibi kullanarak, öğrencilerdeki suç işleme hücrelerini ortadan kaldırma ameliyatları yapalım!” “Şaka bir yana” diyerek sözü kaptı Sevim Hanım: “Tertemiz ruhlu çocukları, suçun ne olduğunu bilmeyen pırlanta ruhlu minikleri şu “okul” denilen çatı altında, nasıl oluyor da birer suç makinesi haline getirdiğimize şaşıyorum!” “Aile faktörüyle başlıyor!” diye laf attı uzak köşeden Recep Bey ve devam etti: “İnsan türü taşıdığı genlerle hem masum ve hem de suçlu potansiyele sahip. Önce ailede, beynin %70’nin oluştuğu döneminde anne ve babadan, geriye kalan kısmını da biz öğretmenlerden kaparak bu şekle geliyor. Bence bu sorun insan türünün tarihi boyunca en acı, en dramatik ve en can alıcı sorunudur. Bu soruna biz isterseniz “Adalet” “Hukuk” “Vicdan” sorunu ve bunun tedavisine de “Vicdan eğitimi” “Hak ve hukuk eğitimi” adını verelim. Bizim de üzerinde konuşmamız gereken en önemli konu da bu olmalı: Çocuklarıma da adalet duygusunu, hak ve hukuk duygusunu nasıl kazandırabilir, vicdan sesini nasıl işitebilir bunları konuşmalıyız!” “Bence en can alıcı noktalara vurgu yaptınız Recep Bey” diyerek sözü aldı Rüştü Öğretmen e devamla “Recep Bey gerçekten canımızın en çok yandığı konuya getirdi sözü. Haklar ve haklara saygıyı da içine alan adalet duygusunu bu çatı altında ve ailelerde geliştirmedikçe suç oranlarının ve suç çeşitlenmelerinin daha da artacağı kaçınılmazdır.” dedi. “Bugünkü istatistiklere göre, 9 milyon civarında insanımız polis kayıtlarında suçlu gözüküyor. Bunu biliyor muydunuz?” diyerek sorar gibi yaptı ve devam etti Rüştü Bey: “Her 8 kişiden birinin suçlu olduğu toplumda, bu suçlularla aynı apartmanı, aynı sokağı, aynı işyerini, aynı lokantaları, aynı alışveriş merkezlerini paylaştığımızın farkında mıyız?” “Onun için aynı otobüste, aynı işyerinde, aynı lokantada ufak bir nedenin hemen büyük bir kavgaya dönüşüvermesi de bundan… Tam bir cinnet hali!” diyerek araya girdi Erdem Bey. “Arkadaşlar!” diyerek sözünü yükseltti Recep Bey ve devamla, “O zaman biz bu konuyu daha fazla önemsemeliyiz.” dedi. “Nasıl?” “Öğrenci davranışlarını izleyelim. Çünkü konumuzun kaynağı davranış sorunudur. Aileleri de bu konuda bilinçlendirelim. Adaletli davranmayı, başkaları haklarına saygı göstermeyi, kendi hakkını bilmeyi ve korumayı, vicdanın sesini her zaman dinlemeyi kısacası ahlak adı altında resmileştirilen ancak etkisini yitirmiş nutukları bir kenara bırakıp öğrencilerle birebir ilgilenmemiz gerekiyor.” “Bunun için Rehberlik Servisleri kurduk ya!” diyerek atıldı Erdem Bey ve devamla, “Biz de onların bu işleri yaptığını sanıyorduk!” dedi. “Bu iş oraya buraya havale edilecek kadar basit değil arkadaşlar” diyerek sözünü sürdürdü Recep Bey: “Bu bir eğitim gönüllüsü olmakla başlar. Öğretmen olarak değil. Biz “resmi” öğretmen sıfatımızı “gönüllü” olarak değiştirmedikçe bizim de etki alanımız daralacaktır.” “Peki, eğitim yoluyla bunu nasıl gerçekleştireceğiz?” diyerek ortaya bir soru attı Erdem Bey.

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

     
    
Anasayfa Kapak EĞİTİM ADALETİN TEMELİDİR IV- Öğretmen odasında adalet söyleşileri